tr+90 (212)531 80 00
·
info@maverahukuk.com
·
Adresi Gör

İDARİ MÜRACAATLAR VE İDARİ USUL KANUNU GEREKLİLİĞİ ÜZERİNE

İdare usul gerekliliğinin çıkış noktası toplumların hukuk devleti olması yolunda vermiş olduğu
mücadelenin bir aşamasıdır. Zira bireylerin devlete karşı yükümlülükler olduğu gibi devletin de
bireylere karşı yükümlülükleri vardır.

Bireyler toplumsal mutabakat adına temel hak ve özgürlüklerinin korunması konusunda devlete
hem devlete yetki vermişlerdir; hem de bu hakların bir kısmını devlete devretmişlerdir. Bireyler
toplumsal mutabakat adına devrettikleri bu yetkinin idareler tarafından kullanılması aşamasında
karar alma mekanizmasında yer alan idareler tarafından tesis edilen işlemlerle hak ihlallerine
muhatap olmaktalar. İdari usul tam da bu noktada önem arz etmektedir. Zira hak arama
mücadelesinin yahut bilgi alma sürecinin ilk aşaması birey ile idarenin arasındaki ilişkinin hangi
düzlemde ve usulde ilerleyeceğinin adın idari usuldür. Zira bu sürecin önceden kanunla
ilerlenmesi bireylerin kendileri ile ilgili alınacak karar aşamalarına katılmaları ve süreçte
kendilerini savunabilmeleri hatta aleyhlerine verilebilecek kararlarda da ikna edilebilmeleri adına
kıymetli bir süreçtir. İdari Usul Kanunun gerekliliği tam da bu aşamada önem arz etmektedir.

İdarenin işlem ve eylemlerine karşı açılacak davalar ile ilgili süreç ise idari yargılama usulünün
konusu olup genel olarak idari usul ile idari yargılama usulü karıştırılmaktadır. Bu kapsamda idari
usulün kuvvetli olması halinde idari yargılama usulünün de rahatlayacağı ve idari yargının
yükünün hafifleyeceği aşikardır. Yeri gelmişken belirtmekte fayda vardır İdari yargıda açılan
davaların sayıca fazla olması devletle birey arasındaki mutabakatında sağlam temellere
dayanmadığının bir karinesidir. Bu sebeple devlet idari usul metotlarını şeffaf ve yasal zemine
taşıdığı ölçüde yasal husumeti de azalacaktır.

Örneğin idarenin tesis etmiş olduğu bir işlem sonucunda bu işlemin hukuka aykırı olduğuna inana
birey işlemin iptali yahut işlem sonucu oluşan zararın tazmini için idareye yaptığı müracaat idari
usulün konusudur. Bu müracaat yolunun etkin, şeffaf ve şahıslarında karar alma sürecine katılımın
olması halinde ya birey hakkını alabilecek yahut idari işlemin hukuka uygun olduğu noktasında
gerekçeli olarak yapılacak izahatla bireyin iknası da sağlanmış olacaktır. İdari usul yolu etkin bir
şekilde kullanılması, bireyin dinlenilmesi bireyin devlet aidiyetini artıracak ve etkin demokratik
katılımın sürekli bir parçası olup, sadece seçimlerde önemsenen iradesinin her zaman kıymetli
olduğu hissettirilecek ve devletle bağı kuvvetlendirilecektir. İdari usul kanun olmadığı hallerde ise
devlet ile bireyin birbirini dinlenmesi azalacak husumetler artacak ve ne yazık ki birey devletle
olan problemlerini sürekli olarak yargısal mercilere taşıyacaktır. Bu da devlet ile bireyin
bütünleşmesin noktasında devleti yoran bir süreç olacaktır.

Birey devlet arasındaki iletişimde hak arama mücadelesi birey tarafından devlete karşı verilen bir
mücadeledir. Dolayısıyla bireylerin hak arama mücadelesindeki usul ve esasların devletin
kanunlarla taahhüt etmiş olduğu usuller çerçevesinde olması hukuk devletinin bir gereğidir. Zira
hak arama mücadelesi için daima yargı yolunun adres gösterilmesi, bu mücadelenin meşakkatli
olması ve hakkın geç tesisine sebep olabilmektedir.

İdari usul, hizmetten yararlananlar ile kamu çalışanları arasındaki ilişki açısından
değerlendirildiğin de bir kamu yönetimi olarak tanımlanabilir. Temel haklar açısından
bakıldığında ise insan hakları içerisinde değerlendirilebilir. Hukuk güvenliği ve hukuka
uygunluk açısından değerlendirildiğinde idare hukukunun konusunu oluşturur. Ayrıca
demokratik hukuk devleti açısından değerlendirildiğinde, bireyin devlet yönetimdeki iradesini

ortaya koyması sadece seçim dönemlerine münhasır kılınmayarak devletle bireylerin yaşadığı
sorunlarda; aktif ve süreklilik arz eden bir katılım örneği olarak da değerlendirilebilir.

A-Ülkemizde İdari Usul Çalışmaları ve Safahati

Ülkemizde idari usul anlamında farklı akademisyenler ve üniversiteler tarafından çalışmalar
yapılmıştır. Fakat halen bir idari usul kanunumuz mevcut değildir.

Prof. Dr. Ali Ülkü Azrak 1964 yılında idari usul alanında doktora tezi hazırlamıştır. Tarih olarak
baktığımızda oldukça erken denebilecek dönemde gündeme gelmesi açısından önemli bir
çalışmadır. 1982 Anayasasında da yer alması konusunda teklif bulununmuş fakat kabul
görmemiştir.

Prof. Dr. İlhan Özay bu alanda yazmış olduğu Gün Işığında Yönetim adlı kitabında idari usulün
öneminden bahsetmiştir. Yönetimde saydam bir yapı ve demokratik yönetime katılma hakkının
ödeminden bahsederken bireyi sadece seçimlerin tercih yapanı olarak görmeyin demokratik
yönetime katılımının ödeminden bahsetmiş ve bunun idealizmini de gün ışığında yönetim olarak
tanımlamıştır. Yani kapalı kapılar arkasında bireyler hakkında alınacak kararları gün ışığına
çıkarma mücadelesini idare usulünün temeli olarak görmüştür.

Yine Gazi Üniversitesi tarafından 1988 yılında geniş katılımla düzenlenen ‘idari usul kanunu
hazırlığı uluslararası sempozyumu’ bu sempozyumda bu konu ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir.

Bilgi edinme kanunu 4982 sayı ve 09.10.2003 tarihinde yürürlüğe girmiş olup yönetimde
demokratikleşme adına önemli bir adımdır. Fakat bilgi edinme kanunu demokratikleşme açısından
bir aşama olup, bireyin kendisiyle ilgili verileceği kararda sürece katılmasını değil sadece
kendisiyle ilgili idarenin tasarrufu öğrenme açısından başarılı bir uygulamadır. Bilgi edinme
kanunu yönetimde şeffaflığa ilişkin önemli bir adımdır.

B-İdari Usul ve Demokratik Hukuk Devleti

İdare tarafından konacak kurallar gerek kendisi için gerek bireyler açısında bağlayıcıdır. Fakat
idare tarafından belirlenen kuralların idareye karşı uygulanması bir takım zorlukları beraberinde
getirmektedir.

İdarenin temel refleksi kamu hizmeti ve kamu güvenliğidir. Bu kapsamda birey hak ve
özgürlüklerin sınırlanması söz konusu olabilir. Bu da idari usul kanunun sınırlarının başladığı
noktayı oluşturmaktadır.

Burada idarece belirlenecek usulün temel taşları insan haklarına saygı, hukuk güvenliği
çerçevesinde keyfi muameleden uzak kalacak şekilde sınırlandırmaya gidilebilir.Daha fazla
sınırlamalar idarenin varlık sebebi olan kamu hizmeti refleksine vurulmuş bir pranga olacaktır.

C-İdare Usul Kapsamı

İdare usulünün temel kapsamı; idarenin faaliyetleri sonucu zarar gören bireyin hak arayış
mücadelesidir. Bireyin idari işlemin oluşum esnasında yer alması, savunma hakkını kullanması
idari usul kapsamında değerlendirilir. İdari karar alma sürecine dahil olma yönüyle
değerlendirildiğinde idari usul, idarinin vermiş olduğu karara karşı hak arama sürecini düzenleyen
idari yargılama usulünden ayrışmaktadır. Bu yönüyle bakıldığı zaman İdari usule önleyici
hukuk mücadelesi diyebiliriz, idari yargı usulüne de koruyucu hukuk mücadelesi diyebiliriz.

D-Avrupa Konseyi 77 Sayılı Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararı

Komite tarafından verilen tavsiye kararı ile idari usulün asgari düzeyleri belirlenmiştir. Bu karar
üye devletler için hazırlanacak idari usul yasalarına da zemin hazırlamıştır. Bunlardan birkaçını
şöyle sıralayabiliriz;
1-Bireyin tesis edilen işlemden haberdar edilmesi hakkı,
2-Kararın oluşum aşısında görüşlerini açıklayabilme ve savunma hakkı,
3-Hukuki yardım ve kendisini edilmesi hakkı,
4-Kararın gerekçesini öğrenebilme hakkı,
5-Bilgi edinme hakkı,
6-Dinlenilme hakkı,
7-İşleme karşı başvuru yollarının gösterilmesi hakkıdır.

E-İdari Usul Uygulamalarından Beklentiler

İdari işlemlerin insan haklarına saygılı olması,
Bireylerin özel hayatına ve kişi hak ve hürriyetlerine saygı göstermesi,
İdarenin kararlarında doyurucu bilgi veren gerekçe açıklaması,
Tarafsızlık ve kanun önünde eşitlik ilkesi ve
İdareye yapılan müracaatlarda süresinde yanıt verilmesi.

F-İdari Usul ile Korunacak Haklar ve Sağlanacak Faydalar

1-Kamu Yönetimi Açısından Gerekliliği:

İdari keyfilik önlenecek. Kamu personelinin egosal tatmini önlenecek.
Birey taleplerinde hukuku aykırı gerekçelerle memuru ikna etmeye çalışmayacak.
Taleplerinde belirlenen yasal haklar çerçevesinde hak arama mücadelesi verecektir. Memurların
‘bugün git yarın gel’ keyfiliğinden uzaklaşılacak.
Kurallar kamu personeli de bireyleri de bağlayacağı için tarafların minnet odaklı çalışmaları
önlenmiş olacak.

2- Demokratik Katılım Açısından Gerekliliği:

Demokratik hukuk devletlerinde çözümlemeler hukukun belirlemiş olduğu kanunların usulle
çözüm sağlar.
Sorunların çözümünde bireylerin katılımcı olması ve saydamlık esastır.
Böylece bireyin yönetime katılması sadece oy verme yolu ile değil bu şekilde sorunların
çözülmesinde de etkin rol alması suretiyle sağlanır.

Sorunların çözümünde bireylerin ve devletin izleyeceği yolun şeffaf olması, hızlı olması ve
karşılıklı güven esasına sahip olması, bütün sorunların hukuk devleti içerisinde çözülmesine sebep
olur. Bu durum da bireylerin hukuk dışı çözüm yolları aramasına engel olur.

3-İdari Usulünün kabulü insan haklarına saygı ve hukuka aykırı kararlar alınmasını
önleyecektir.


Bireylerin savunma hakkını kullanması sağlanarak. Saydam, hızlı, şeffaf ve gerekçeli karar
alınması sağlanacak ve idarenin hukuka aykırı karar almasını önüne geçilecek.

4-İdari usulün kabulü yargı yükünü hafifletecektir.

Bireylerin katılımıyla savunma hakkına katılmaları yoluyla alınacak kararlarda isabet oranı
artacaktır dinlenilme hakkını elde eden birey hakkında verilen karara ikna olacaktır.

Bu yöntem esas alınarak yargı yoluyla hak arama sürecine daha az ihtiyaç duyulacaktır.

Sonuç olarak söylemek gerekirse birey ile devlet arasındaki iletişim ve yönetime katılım sadece
seçimlerde yöneticiyi seçmedeki irade beyanı olmamalıdır. Demokratik hukuk devletlerinde
katılımcı demokrasi yönetimin her aşamasında bireyi ilgilendiren noktalarda bireyle görüş
alışverişinde bulunarak karar vermesi ile olacaktır. Bu bir nevi önleyici hukuk hizmeti olup doğru
bir idari usul kanunu ile birey ile devletin ihtilafı minimize edilecek olup birey ile devlet
arasındaki davaları da azaltacaktır. Bu da devletin toplumla daha barışık ve bütünleşmesini
sağlayacaktır. Aynı zamanda idari yargının yükünü de hafifletecektir.

Av. Hüsamettin ORHAN

Leave a Reply

Call Now Button